Yıldızlı Parkın Tatlı Misafirleri ve Gülen Limon

Mavi Şehrin Gece Nöbetçisi
\n
Gökyüzünde ay, gümüş bir tepsi gibi parlıyordu. Şehrin bütün ışıkları birer birer söndü. Evlerin pencerelerinden sadece mışıl mışıl uyuyan çocukların nefesleri duyuluyordu. Bizim dost canlısı kahramanımız, binaların arasında süzülüyordu. Bileğinden fırlattığı iplerle bulutlara dokunuyor gibiydi. Herkes uyurken o şehri koruyordu. Sokak lambaları ona göz kırpıyordu.
\n
Parkın üzerinden geçerken duraksadı. Burnuna çok tanıdık bir koku geldi. Bu koku taze pişmiş bisküvi gibiydi. Biraz da sıcak çikolatayı andırıyordu. Kahramanımız merakla aşağıya baktı. Parkın tam ortasında parlayan bir şey vardı. Yavaşça çimenlerin üzerine indi. Gördüğü manzara karşısında çok şaşırdı.
\n
Orada dev bir uzay gemisi duruyordu. Ama bu gemi demirden değildi. Duvarları bitter çikolatadan yapılmıştı. Çatısı ise kıtır bisküvilerle kaplıydı. Pencerelerinde renkli şekerlemeler parlıyordu. Kahramanımız sessizce gemiye yaklaştı. Çevreyi dikkatle incelemeye başladı. Acaba bu tatlı gemi buraya nasıl gelmişti?
\n
Burada neler oluyor böyle? diye kendi kendine düşündü. Tam o sırada geminin kapısı açıldı. Kapı gofretten yapılmıştı ve açılırken kıtır diye bir ses çıkardı. İçeriden iki küçük canlı çıktı. Bunlar yeşil ve pofuduk uzaylılardı. Kafalarında lolipop şeklinde antenleri vardı. Kahramanımızı görünce önce biraz çekindiler. Ama kahramanımız onlara dostça el salladı.
\n\n
Beklenmedik Bir Misafir
\n
Uzaylıların isimleri Zibidi ve Zubidi idi. Uzak bir şeker gezegeninden geliyorlardı. Çok üzgün görünüyorlardı çünkü gemilerinin yakıtı bitmişti. Onların yakıtı sadece taze süttü. Kahramanımız hemen yardım etmek istedi. Onlara en yakın marketten süt getireceğine söz verdi. Tam o sırada çalılıklar hışırdadı.
\n
Karanlığın içinden ekşi bir gülüş duyuldu. Bu gelen Limon Kafa’ydı. Kafası kocaman sarı bir limona benziyordu. Yüzü hep bir parça limon yemiş gibi buruşuktu. Elinde kocaman bir sprey tutuyordu. Bu spreyin içinde çok ekşi bir sıvı vardı. Limon Kafa, çikolata gemisini ekşitmek istiyordu.
\n
Limon Kafa bağırarak ortaya çıktı. Kimsenin tatlı yemesini istemiyordu. Her yerin ekşi ve tatsız olmasını hayal ediyordu. Uzaylılar korkuyla gemilerine saklandılar. Kahramanımız hemen öne atıldı. Limon Kafa’nın spreyini nazikçe elinden aldı. Onu durdurmak için iplerini kullandı. Ama canını hiç yakmadı.
\n
Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı. Yapraklar sanki Limon Kafa’ya dur diyordu. Kahramanımız Limon Kafa’nın yanına gitti. Onun neden bu kadar kızgın olduğunu anlamak istiyordu. Limon Kafa’nın gözleri dolmuştu. Kimsenin onu sevmediğini düşünüyordu. Herkes çikolatayı seviyor, limondan kaçıyordu.
\n
Kahramanımız onu dikkatle dinledi. Bazen sadece kulaklarımızla değil, kalbimizle de dinlememiz gerekir. Limon Kafa’nın içindeki yalnızlığı hissetti. Ona kızmak yerine gülümsedi. Gerçek kahramanlık sadece yakalamak değildi. Gerçek kahramanlık, üzgün bir kalbi iyileştirebilmekti.
\n\n
Tatlı Bir Değişim
\n
Kahramanımız, uzaylı dostlarına işaret etti. Zibidi, geminin duvarından bir parça kopardı. Bu, dünyanın en taze sütlü çikolatasıydı. Kahramanımız bu parçayı Limon Kafa’ya uzattı. Ona bu tatlıyı denemesini söyledi. Belki de tatlı yediğinde dünyası değişirdi. Limon Kafa önce şaşırdı. Kimse ona daha önce bir şey ikram etmemişti.
\n
Limon Kafa çikolatadan bir parça ısırdı. O anda yüzündeki buruşukluk kayboldu. Gözleri neşeyle parlamaya başladı. Ağzındaki tatlılık bütün vücuduna yayıldı. İlk defa kalbinde sıcak bir his duydu. Gülümsemek ne kadar da güzelmiş diye düşündü. Artık kimsenin tadını bozmak istemiyordu.
\n
Hemen hatasını düzeltmek istedi. Hızla parkın dışına doğru koştu. Az sonra elinde büyük bir şişe sütle döndü. Bu sütü geminin bacasından içeri döktü. Gemi bir anda canlanmaya başladı. Motorları \”gluk gluk\” diye ses çıkardı. Çikolata duvarlar yeniden parladı. Uzaylılar sevinçle dans etmeye başladılar.
\n
Limon Kafa artık mutsuz değildi. Paylaşmanın ve iyiliğin tadını almıştı. Kahramanımız onun omzuna elini koydu. Artık beraber şehri daha güzel yapabilirlerdi. Kötü niyetler, yerini güzel dostluklara bırakmıştı. Herkes birbirine teşekkür etti. Parkın havası bile bir anda değişmişti.
\n
Gökyüzündeki yıldızlar bu manzarayı izliyordu. Ay, sanki bu dostluğa gülümsemek için daha çok parladı. Uzaylı dostlarımız evlerine dönmeye hazırdı. Kahramanımız ve Limon Kafa el salladılar. Tatlı gemi yavaşça yerden yükseldi. Gece gökyüzünde bir iz bırakarak uzaklaştı.
\n\n
Yıldızların Altında Huzur
\n
Gemi bulutların arasında kayboldu. Limon Kafa, kahramanımıza teşekkür etti. Artık kimseye zarar vermeyeceğine söz verdi. Evine giderken yüzünde hala o büyük gülümseme vardı. Kahramanımız da görevini bitirmişti. Birinin kalbine dokunmak en büyük zaferdi. Yeniden yüksek binaların tepesine tırmandı.
\n
Şehir şimdi her zamankinden daha huzurluydu. Rüzgarın fısıltısını dinlemek ona huzur veriyordu. Rüzgar, sanki yapılan iyiliği bütün sokaklara anlatıyordu. Kahramanımız derin bir nefes aldı. Gecenin serinliği yüzüne vurdu. Kendi evine gitme vakti gelmişti. Yatağına uzandığında çok mutluydu.
\n
O gece rüyasında şekerden bulutlar gördü. Limon Kafa ile birlikte çocuklara meyve dağıtıyorlardı. İyilik yapmak, en tatlı şekerden bile daha güzeldi. Dünya, birbirini anlayan kalplerle dolduğunda güzelleşiyordu. Kahramanımız uykuya dalarken dışarıda kar taneleri gibi huzur yağıyordu.
\n
Gökten üç ağ düştü. Biri şehri koruyan kahramanımızın başına. Biri kalbi tatlanan Limon Kafa’nın omzuna. Biri de içindeki iyiliği her gün büyüten güzel çocukların kalbine. Yıldızlar sönse de içimizdeki sevgi hep parlasın.
\n\nSevgi paylaştıkça çoğalır, iyilik kalpleri birer birer parlatır.



